Bursa TunceLiLiLer Kültür Ve Dayanısma Dernegi


 
AnasayfaAnasayfa  GaleriGaleri  AramaArama  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yapGiriş yap  

Paylaş | 
 

 2 TEMMUZ SİVAS KATLİAMINA NASIL GELİNDİ? (4.KISIM)Kahramanmaraş Katliamı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
SiLaN



Mesaj Sayısı : 41
Kayıt tarihi : 24/04/09

MesajKonu: 2 TEMMUZ SİVAS KATLİAMINA NASIL GELİNDİ? (4.KISIM)Kahramanmaraş Katliamı   Ptsi Haz. 29 2009, 22:53

Kahraman Maraş'ta Aleviler yoğunluktadır. Sanayi ve ticarete yönelik işadamları çoğalır. Demokrasi ve laikliği sahiplenirler. Irkçı-şeriatçı güçler, böyle bir oluşumu kendi çıkarlarına tehdit unsuru olarak görürler. Alevi toplumunun ve sol güçleri baskıyla susturmaya, göçe zorlamaya çalışırlar. Bireysel saldırı ve öldürmelerden sonuç alamayan faşist güçler, bu kez kitlesel katliamlara yönelirler. 21 Aralık 1978'de iki sol görüşlü öğretmeni öldürürler, çeşitli yerlere patlayıcı madde atarak gerginliği tırmandırmaya çalışırlar. Kışkırtmaların sonucu 23 Aralık 1978'de kitlesel katliamlar başlatılır. Beş gün süren katliamlı saldırıda gebe kadınlar, üç aylık bebelerin ve yaşlıların içinde bulunduğu 111 kişi katledilir. Bine yakın kişi de yaralanır. 800'ün üstünde ev ve işyeri yağmalanarak tahrip edilir ve yakılır.



Katliamın tüm boyutları gözler önünde iken, perde arkası örgütler ve güçler ortaya çıkarılmadı. Katliamın dosyası kirli raflarda aydınlatılmasını beklemektedir.



Çorum Katliamı

Çorum'da da Alevi ve solcular yoğunluktadır. Kentte Alevi-Sünni ayrımcılığı yoktur. Dost ve kardeşçesine yanyana yaşamaktaydı ve yardımlaşmaktadırlar. Barışın ve dostluğun oluştuğu bir ortam, ırkçı-şeriatçı güçlerin hesabına gelmiyordu. Halkı bölmenin, karşı karşıya getirmenin yolları aranılır. CIA ajanı olarak bilinen Amerikalı Robert Alexandr Peck, Çorum'a gider; belirli sağ kişi ve örgütlerle görüşür. Bir süre sonra 27 Mayıs 1980'de Ankara'da MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak bilinmeyen kişilerce öldürülür.



Gün Sazak'ın Çorum'la yakından uzaktan ilgisi yoktur. Belki Çorum'un hangi bölgede olduğunu bilmiyordu. Ama faşist saldırı, 28 Mayıs günü Çorum'da başlatıldı. Saldırı 10 Temmuz 1980 gününe kadar aralıklarla devam etti. saldırıya karşı can güvenliği için önlem alanlar Emniyetçe gözaltına alınırken, faşistler silahlarıyla kentte mevzilenerek halkın üzerine ateş açıyorlardı. Saldırının bilançosu 57 ölü, 200'e yakın yaralı oldu. Çok sayıda ev ve işyeri tahrip edilerek yakılmıştı. Saldırıyı düzenleyen faşistlerin örgütleri ortaya çıkarılmamıştı. Yine solcular suçlu gösterilmişti...



Askeri Darbeler

Yasak, baskı ve katliamlara karşın toplumsal muhalefeti ve demokratik gelişmeyi engelleyemediler. Daha radikal önlemler gerekiyordu. Radikal önlemler, ancak asker yönetimlerde uygulanabilirdi. 12 Mart 1971'de Kuvvet Komutanları ortak muhtırayla siyasi hükümeti istifaya zorladı.Askere bağımlı bir hükümet kuruldu. 1961 Anayasasının temel hak ve özgürlükleri içeren maddeleri değiştirildi. Emek ve demokrasi yanlısı TİP, demokratik kitle örgütleri (TÖS) kapatıldı. Yöneticileri tutuklanarak yıllarca özgürlüklerinden yoksun bırakıldılar. Yüzlerce bilim adamı, aydın, gazeteci, binlerce genç, işçi ve öğretmen işkencelerden geçirildi ve tutuklandılar. Sol içerikli dergiler, gazeteler yasaklandı ve kapatıldı. Binlece kitap toplatılarak yok edildi. Sol ve demokrasi güçlerine bunlar yapılırken; ırkçı ve şeriatçı örgütler ve güçler korundu.



12 Mart müdahalesi de çözüm getirmemişti. Daha sert önlemlerin alınması gerekiyordu. 12 Eylül 1980'de askerler, ülke yönetimine tümden el koydular. Siyasi Partileri, demokratik kitle örgütlerini kapattılar. 1961 Anayasasını askıya aldılar. Yüzbinlerce demokrat ve devrimci kişi işkencelerden geçirildi. Binlercesi sakat bırakıldı.



12 Eylül Askeri Cuntasının lideri Kenan Evren, duayla açılışlar yapıyordu. Meydanlarda ayetler okuyordu. Din derslerini zorunlu tutmuşlardı. Irkçı ve şeriatçı militanlar yeşil ve kırmızı pasaportlarla ödüllendiriyorlardı. bugün devletin öncelikli sorunu haline gelen Hizbullah, mafya ve çete belası, bu uygulamaların ürünüdür.



2 Temmuz Sivas Katliamı

2 Temmuz Sivas Katliamı, 1946'da ırkçı ve şeriatçılara verilen ödünün, siyasi iktidarların, perde arası güçlerin, Diyanet'in, camilerin, kuran kurslarının, imam hatip okullarının ektiği ve koruyarak yetiştirdikleri tohumdur. Böyle tohumun ürünü, elbette ki kan ve gözyaşıdır. Bağımlılıktır ve yoksulluktur. Sivas katliamı, onlarca yıldan beri süren (Malatya, K. Maraş, Çorum, Sivas vb.) faşist ve şeriatçı saldırıların ve katliamların bir halkasıdır. Emek, demokrasi, laiklik, özgürlük ve barış karşıtı güçlerin ortak planıdır.



PSAKD, 1-4 Temmuz 1993'de Anadolu'nun halk ozanı Pir Sultan Abdal şenliklerinin 4.sünü düzenlemiştir. Şenlik, Sivas ve Banaz Köyü'nde yapılacaktır. Gerekli yasal işlemler yapılmış, izin alınmıştır. Yüzün üstünde yazar, ozan, sanatçı, semah ve tiyatro ekibi şenliklerde görevli olarak Sivas'a giderler. Silahları kalem, kitap ve sazdır. Anadolu'nun halk kültürüyle, şiir ve türküleriyle Sivas'a demokrasiyi, barışı, dostluğu kaynaştırarak halkla kucaklaşacaklardı.

Ne var ki, böyle çağdaş içerikli bir etkinlik ve halkla kucaklaşma, emperyalizmin ve uşaklarının çıkarına ters düşüyordu. Onlar, silah ve kanla koşullandırılmış robotlardı. Saldırı hazırlıklarına girişmişlerdi. Mahallelerde, camilerde saldırının propagandasını ve hazırlıklarını yürütüyorlardı. (Devletin hassas birimlerinin, bu saldırı hazırlıklarından habersiz olmaları olanaklı görünmüyor. Neyse...)



2 Temmuz'da camiler tıklık tıklım dolu. Saldırıda kullanılacak araç ve gerekçeler de gözler önünde. Saldırı işareti verilmiştir. Cani grup, etkinlik yapılan Kültür Sarayı'nın etrafını sararlar. İçeride bulunan 1500 izleyiciyi katletmeye çalışıyorlardı. İçeridekilerin direnişiyle karlaşırlar. Amaçlarına ulaşamamışlardır. Bu kez saldırının yönünü yazarların ve sanatçıların bulunduğu Madımak Oteli'ne çevirirler. Otel sarılır, benzinle ateşe verilir. Otelde bulunanlar, Sivas'taki devlet yetkililerini ararlar, saldırının korkunçluğunu anlatırlar. Bununla da yetinilmez. Ankara'da Başbakan, Başbakan Yardımcısı, İçişleri Bakanı ve diğer yetkilere bilgi verilir; kurtarılmalarını isterler. Yetkililer güvence verirler. İçeride sekiz saat kurtulmayı beklerler. Gelen-giden yok. Müdahale eden yok. Alevler Oteli sarmıştır. Sağır kulaklar, nasırlı vicdanlar, çığlık seslerine kapalıdır. 35 insan yanarak yaşamını yitirirken; 60 kadarı da kendi olanaklarıyla yaralı olarak kurtulmayı başarırlar.



Katliam sırasında ve sonrasında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in, Başbakan Tansu Çiller'in, İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu'nun açıklamaları; hükümet ortağı SHP'nin utangaç suskunluğu... Anlaşılıyor ki, devlet ve siyasi iktidar, Sivas Katliamından haberlidir ve ihmali görülmektedir. Katliamı gerçekleştiren faşist ve şeriatçı örgütlerin ve güçlerin ortaya çıkarılmaması, kuşkuları daha da arttırmaktadır.



2 Temmuz Sivas Katliamı, Alevi-Sünni, sağ-sol çatışması değildir. Sivas Katliamı sınıfsal içerikli, demokrasiye, laikliğe, özgürlüklere ve barıya yönelik planlı amaçlı bir katliamdır. Malatya, K. Maraş, çorum, Sivas ve Gazi katliamları iyice irdelenmelidir, ders çıkarılmalıdır. Suçlu örgütler, bu örgütleri kullanan güçler teşhir edilmelidir...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Admin
Admin


Mesaj Sayısı : 8
Kayıt tarihi : 25/03/09
Nerden : Bursa / HeykeL

MesajKonu: Geri: 2 TEMMUZ SİVAS KATLİAMINA NASIL GELİNDİ? (4.KISIM)Kahramanmaraş Katliamı   Perş. Tem. 02 2009, 03:28

paylaşim için teşekkürLer..

SİVASI UNUTMADIK...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://bursatuncelililer.nforum.biz
 
2 TEMMUZ SİVAS KATLİAMINA NASIL GELİNDİ? (4.KISIM)Kahramanmaraş Katliamı
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» 28 Temmuz Bildirgesi
» GELİNLİK MODELLERİ-10 2011
» KARŞIYAKA LİSESİ’NİN TARİHSEL GELİŞİMİ
» Para kazanmak
» Magirus Apollo ve 0302 den İki katlı otobüslere...

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bursa TunceLiLiLer Kültür Ve Dayanısma Dernegi  :: 

G e n e L K o n u L a r

 :: Katliyamlar
-
Buraya geçin: